Kilis izlenimi: Gitmek ile kalmak arasında

Kilis, fiili olarak beş yıldır Suriye'deki savaşın bir parçası. Afrin harekâtıyla birlikte şehre tekrardan roketler yağıyor.

Kilis sokakları, Zeytin Dalı Harekatı başladığından beri pek kalabalık değil. Foto: Nurcan Onur

Kilis'te yer alan Hacı Cümbüş camiiden 25 Ocak günü iki cenaze kalktı. Cenazeler, şehir merkezindeki Çalık Camii kubbesine isabet eden roketle ölen, o sırada camide akşam namazını kılmakta olan terzi Muzaffer Aydemir (72) ve simit satarak geçinmeye çalışan Suriyeli mülteci Tarık Tabbak'a (28) aitti. Türkiyeli yetkililer roketin kuzeybatı Suriye’de Halk Savunma Birlikleri (YPG) kontrolündeki Afrin yönünden ateşlendiğini belirtti.

Aydemir ve Tabbak için Haci Cumbus Camii’nde düzenlenen tören pek kalabalık değildi. İkisi de savaşta ölmüş sayıldıklarından tabutları Türk bayraklarına sarıldı. Tabbak’ın tabutuna bir de Özgür Suriye Ordusu bayrağı asılmıştı. İki tabut Türkiyeli ve Suriyelilerin payına düşen savaşın kader ortaklığını simgeler gibi yan yanaydı. Arkasındaki cılız kalabalıkta da Türkiyeli ve Suriyeliler birbirine karışmıştı.

Tabutlar cenaze arabalarına taşınırken kalabalıktan yükselen ‚le ilahe illallah’ ve ‘Allah-u Ekbar’ sloganları da cılız kaldı. Aslında Kilis sokakları, sokakları da Türkiye askeri güçlerinin, Suriyeli muhalif gruplarla ortak yürüttüğü Afrin’e yönelik 'Zeytin Dalı Harekatı’ başladığından beri pek kalabalık değil. Tedirginlik kentin dört bir yanına sinmiş durumda. Yani Türkçe’deki yaygın tabirle, bugünkü cenazelerden önce de Kilis’te “cenaze havası“ hakimdi.

Bir yıldır süren cenaze havası

Kilis halkları sınırla iç içe, dolayısıyla özellikle 2012’den beri Suriye savaşının eşiğinde yaşıyor. Sınırın diğer tarafında yaşanan şiddetli çatışma ve top sesleri sınır köylerinden duyuluyor, yaşanan yıkımın küllerinden yükselen dumanlar çıplak gözle görülebilecek yakınlıkta. Kent, ayrıca kendi nüfusu kadar mülteciyi de barındırıyor. Merkezi caddelerdeki mağazaların yarısından çoğunun tabelaları Arapça. Bazı mahallelerde sadece Suriyeli mülteciler yaşıyor.

Zeytin Dalı operasyonunun başladığı 20 Ocak 2018’den bu yana Türkiye'nin güneydoğusundaki Kilis şehrinin çeşitli noktalarına en az 20 roket isabet etti. 30 Ocak'ta düşen 2 roketle bu sayı 22'ye çıktı.

20 Ocak’ı 21 Ocak’a bağlayan gece saat 1:40 civarında Kilisliler patlama sesleriyle uyandı. Seslere uyananlardan biri 29 yaşındaki Bünyamin Polat. Zor günlerin geri geldiğini hisseden Polat, buradaki insanların „vatanlarına sahip çıkması gerektiği“ düşüncesine sahip olsa da, ölüm korkusuyla yaşamak istemediğini söylüyor.

Evine bomba düşen 4 çocuk annesi 58 yaşında Gülizar Polat'ın ise evinin büyük bir kısmı yıkıldı. Ev, oturulmaz hala geldi. Tarla işleri için kullandıkları traktör de garajın yıkılmasıyla kullanılamaz hale geldi. „Ekmek teknemimiz gitti. Taksitleri bile bitmemişti. Lütfen sesimizi duyun bizi sahipsiz bırakmayın. Türkiye Suriye gibi olmasın“ diye anlatıyor yaşadıklarını.

Huzurlu uykular, bundan çok önce bölünmeye başlamıştı. Kilis'in sokakları da, evleri de bir yıldır güvenli değil. Kilis valisi İsmail Çataklı 18 Ocak 2017’de Suriye’den Kilis’e 18 Ocak ile 2 Ekim 2016 tarihleri arasında en az 95 roket atıldığını; biri imha ekibinden polis memuru 14’ü Türkiye, 11’i Suriyeli en az 25 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı. Sınırın güvenlik gerekçesiyle duvarlar örülerek güçlendirilmesi çalışmaları da devam ediyor.

Kaçmak ile savaşmak arasında

Afrin’e yönelik harekât dokuz gün önce başladıysa da, gerek Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve hükümeti tarafından yapılan açıklamalar ve gerekse sınırın iki tarafındaki çeşitli gruplardan gelen söylentiler sebebiyle Kilis halkı neredeyse bir yıldır bu gündemle yaşıyor. Kahvehanelerde, sokaklarda, evlerde böyle bir operasyonun olasılıkları ve kentte yaratacağı etki konuşuluyordu. Kimileri gerektiğinde ailesini ya da işini güvenli bir yere taşımayı, kimileri ise gerektiğinde “ülkesi için gidip savaşmayı“ düşündü. Kentin çarşısında kısa bir tur bile ülkeyi sarmış milliyetçi ve İslami atmosferi hissetmeye yeterli. Bu atmosfer yüzünden insanlar sadece konuşmaktan değil, korktuklarını bile itiraf etmekten çekiniyorlar.

“Zeytin Dalı“ harekâtının hemen ardından önce bazı sınır mahalleleri 'özel güvenlik bölgesi’ ilan edildi. Buralarda yaşayan ailelerin bazıları evlerine hapsolmuş oldu. İki gün önce bir kargo firması “çalışanların can güvenliğini sağlayamayacağı“ gerekçesiyle faaliyetlerini askıya aldığını duyurdu. Bu haber, Afrin operasyonunu savunan bir grup milliyetçiyi öfkelendirmiş olacak ki, şirketin ofisi önünde bir protesto gösterisi yaptı. Slogan atan kalabalık, şirket sahiplerini “hainlikle“ suçladı.

„Kiralar çok pahallı,iş yok, hep bombalar yüzünden.“ Foto: Nurcan Onur

Kepenk kapatan sadece kargo firması değildi, güvenlik tehdidi nedeniyle irili ufaklı pek çok başka firma da Kilis’i terk ediyor. Kilis'te bulunan Pasaj çaycısı Selçuk esnafın zor durumda olduğunu belirterek „ekonomi şu anda bitmiş durumda savaştan önce durumlar kazançlar işler çok iyiydi. Kiralar çok pahallı, iş yok, hep bombalar yüzünden.“ ifadelerini kullanıyor. Kilis’in en önemli iş sektörü olan inşaat ise en büyük darbeyi almış görünüyor. Pek çok müteahhittin kenti terk ettiği, yeni yapıların alıcı bulmadığı anlatılıyor. Tedirginlik insanları yatırım yapmaktan alıkoyuyor.

Camiye düşen roketin dumanları tüterken, yüz metre ötede, Suriyeli bir ailenin yaşadığı bir binaya ikinci bir roket isabet ediyor. Binada bulunan beş kişi hafif yaralanıyor. Suriyeli aile simdi yeniden sığınacak güvenli bir yer arıyor. Ardarda gelen saldırılar ve ölüm haberinin ardından Kilis’teki üniversite öğrencilerinin ve bazı ailelerin güvenlik kaygısıyla çevre yerleşimlere gitmek üzere otogara geldiği görüldü. Bazı Kilisliler ise ailelerini daha güvenli kentlere yerleştirdiklerini belirtti.

Bu duruma bile tepki gecikmedi. Bayraklarla donanmış araba konvoylarıyla Afrin operasyonuna destek eylemi yaptı, kendi terk eden ve iş yerini kapatanları kınadı. Eyleme katılanlardan bazıları 'Afrin’e gidip savaşmak istediklerini’ bunun için “Reis’ten [Cumhurbaşkanı Erdoğan] emir beklediklerini“ ifade etti.

Tüm bu yaşananlar karşısında Kilis halkının tepkileri de oldukça ayrışıyor. Bazı kişiler Kilis’in kaderine terk edildiğini, gün gün ölmesinin izlendiğini düşünürken, Afrin’e operasyonu fanatik biçimde destekleyenlerin sayısı da görünürlüğü de az değil. Haliyle gecen sene roketlere tepki olarak vitrinlere asılan “Kilis ölüyor, vatan sağ olsun!“ pankartlarına da rastlanmıyor.

„Bitecek, az kaldı, her şey güzel olacak“

Kilis'teki insanların Türk askerine güveni „tam“ olsa da evini terkedenler de var. Evine bomba düşen bir başka yurttaş, 62 yaşındaki Halil Şahin dualarının Türk askeriyle olduğunu söylüyor. „Türk askeri PYD'yi temizleyecek, onlara güveniyoruz. Binada yaşayan çok kişi Gaziantep'te akrabalarına gitti ama ben değil.“ 70 yaşındaki Zeynep Açıkel de Şahin ile aynı fikirde. 1 senedir düşen bombalar, durumun normalleşmesine ve kabullenmesine yol açmış gibi „Bazı insanlar korkudan gidiyor başka yerlere. Kilis'e daha önce de yüzlerce bomba düştü ben yine gitmedim. Ölürsemde kendi memleketimde ölürüm.“ Aynı mahallede yaşayan 66 yaşındaki Şenel Bülbül ise böyle devam ederse çocuklarının güvenliği için mahalleyi terketmek zorunda olduğunu söylüyor.

27 Ocak günü Kilis'i ziyaret eden Genelkurmay Başkanı Orgeneral Hulusi Akar, vatandaşlara „Bitecek, az kaldı, her şey güzel olacak“ sözünü verdi. Ama Afrin harekâtı ile Kilis halkı için gündelik yaşam tepe taklak olmuş durumda. Türkiye'de ve kentte mevcut durum düşünülünce aksini düşünseler de söylemeye cesaret edebilirler mi emin olmak zor.

Einmal zahlen
.

Fehler auf taz.de entdeckt?

Wir freuen uns über eine Mail an fehlerhinweis@taz.de!

Inhaltliches Feedback?

Gerne als Leser*innenkommentar unter dem Text auf taz.de oder über das Kontaktformular.

Das finden Sie gut? Bereits 5 Euro monatlich helfen, taz.de auch weiterhin frei zugänglich zu halten. Für alle.

Bitte registrieren Sie sich und halten Sie sich an unsere Netiquette.

Haben Sie Probleme beim Kommentieren oder Registrieren?

Dann mailen Sie uns bitte an kommune@taz.de