Türkiye'de yeni dönem: Artık insan haklarını savunmak da suç

2'si yabancı uyruklu olan 6 insan hakları savunucusu, 13 günlük gözaltı sürecinin ardından, „silahlı terör örgütüne yardım ettikleri“ gerekçesiyle tutuklandı.

„Artık hiç birimizin güvencesi söz konusu değildir.“ Foto: dpa

İstanbul, Büyükada'da 5 Temmuz günü gözaltına alınan ve çeşitli insan hakları örgütleri için çalışan 10 kişiden 6'sı, gözaltında geçirdikleri 13 günün ardından tutuklandı.

Yurttaşlar Derneği’nden Özlem Dalkıran, Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser, İnsan Hakları Gündemi Derneği üyesi Veli Acu ve Günal Kurşun'un yanı sıra, bilgi güvenliği danışmanları ve insan hakları savunucuları olan İsveç vatandaşı Ali Garawi ve Alman vatandaşı Peter Steudtner da tutuklandı. Kurşun, Acu, Garawi ve Steudtner Maltepe Cezaevi'ne gönderilirken, Dalkıran ve Eser Bakırköy Kadın Cezaevi'ne sevk edildi.

Haklarında yurtdışı yasağı konulan Yurttaşlar Derneği’nden Nalan Erkem, Kadın Koalisyonu’ndan İlknur Üstün, Eşit Haklar İçin İzleme Derneği’nden Nejat Taştan ve HAK İnisiyatifi üyesi Şeyhmus Özbekli de, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Hangi terör örgütü

Hak savunucuları, 5 Temmuz günü İstanbul Büyükada'da yaptıkları “Dijital güvenlik ve stresle başa çıkma eğitimi“ sırasında bulundukları otele yapılan baskın sırasında gözaltına alınmıştı. Tutuklama gerekçesinde, toplantıya katılan şahısların, “silahlı terör örgütüne yardım ettikleri konusunda kuvvetli suç unsuru bulunduğu“ iddia edilse de, hangi terör örgütüne ne şekilde yardım ettiklerine yer verilmedi.

Soruşturmayı yürüyen Terör ve Örgütlü Suçlar Soruşturma Bürosu savcısının tutukluluğa sevk yazısındaki gerekçeler arasında, hak savunucularının “terör örgütlerinin gizlilik kurallarına riayet ederek faaliyet yürüttüğü“, “el konulan bilgisayarlarda terör örgütleriyle ilişkilendirilen belgeler bulunduğu“ ve “kişisel verilerin polis tarafından ele geçirilmesinden endişe duydukları“ yer aldı.

10. Sulh Ceza Hakimliği, tutuklama talebiyle sevk edilen 10 hak savunucusunun 6'sı hakkında tutuklama kararı verdi. İsveç vatandaşı Ali Garawi'nin bilgisayarında bulunan ve Asya kıtasında konuşulan dillerin gösterildiği harita, “Doğu Anadolu'yu ayrı bir devlete ait topraklarmış gibi gösterdiği“ gerekçesiyle delil olarak sayıldı.

Muhaliflere sus mesajı

Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser'in avukatı Erdal Doğan, kararın Af Örgütünü „doğrudan hedef alan, paramparça etmeye yönelik bir karar olduğunu“ belirtirken, “Suçlamalar hukuk, akıl ya da mantıkla açıklanamadığından, beklentilerimiz de hukuki olamadı. Suçlama bile sayılamayacak soruları cevaplandırdık. Bu aynı zamanda tüm muhaliflere de sus mesajıdır“ dedi.

Af Örgütü Türkiye Araştırmacısı Andrew Gardner da tutuklama kararını „tam bir skandal“ olarak değerlendirirken „Görülüyor ki artık insan haklarını savunmak suç haline geldi. Eğer gerçekten hiçbir delil olmadan insanlar tutuklanabiliyorsa, artık hiç birimizin güvencesi söz konusu değildir.“ dedi.

Dışarıdan gelen çevirmen, „muhbir“ oldu

İfade tutanaklarında, 5 Temmuz günü toplantıya katılan hak savunucularının “gizli bir tanığın ifadelerine“ dayandırılarak suçlandığı yer aldı. Bilgi güvenliği ve stresle baş etme konusunda danışmanlık hizmeti vermek için İstanbul'a gelen Alman vatandaşı Peter Steudtner'ın avukatları, ifade sırasında; “Müvekkilimize çevirmenlik yapan ve dışarıdan çağrılan çevirmenlerin, katılımcılar ve müvekkilimiz arasında geçen konuşmaları bilgisizliği nedeniyle, bir suç olduğu düşüncesiyle kolluk kuvvetlerine beyanda bulunduğunu düşünüyoruz.“ ifadelerini kullandı.

Peter Steudtner da ifadesinde, toplantının “insan hakları alanında çalışan kişilere dijital güvenlik ve stresle başa çıkma metotlarıyla ilgili olduğunu“ ifade ederek hakkındaki suçlamaları reddettiğini belirtti.

Polisten ne saklıyorsunuz?

Adliyede kendisine yöneltilen soruları değerlendiren ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılan Nejat Taştan, „Suçlamalarda hiçbir şey yok, bomboş bir dosya. Kişisel suçlama yok. Gizli tanık ifadesine dayandırılan genel bir suçlama var. Polisten bir şey saklamışız…Abesle iştigal.“ ifadelerini kullandı.

Bununla birlikte hak savunucularına yöneltilen sorular arasında, „Toplanacaklarını niçin sosyal medyadan bildirmedikleri“ de vardı. Halbuki gözaltına alınanlardan Şeyhmus Özbekli ve Nalan Erkem, Büyükada'daki toplantı sırasında çektikleri fotoğrafları sosyal medya hesaplarından paylaşmışlardı. Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser'e ise „Toplantıda ‚gizli verilerin polisin eline geçmesi durumunda yapılacaklarla ilgili bir şeyler öğretilip öğretilmediği‘ soruldu. Steudtner'a da aynı şekilde “Polisten dijital bilgi saklanmanın yollarını mı anlattınız“ sorusu yöneltildi.

Hak savunucuları tutuklanınca gerçekler yok olmuyor

CHP Genel Başkan Yardımcısı ve İzmir Milletvekili Zeynep Altıok konuya ilişkin yaptığı açıklamada, „Baskı ve şiddet rejiminde her türlü ihlal alabildiğine serbest olsun isteniyor. Korkuyla da sinmeyen kararlı savunucular da cezalandırılsın susturulsun ki ortalıkta sorgulayan da kalmasın isteniyor. Hak savunucuları tutuklanınca gerçekler yok olmuyor. Onları terörle ilişkilendirmek, gerçek teröristlerin işine yarar.“ dedi.

AKP medyası, 5 Temmuz günü Büyükada'daki gözaltılarrın ardından hak savunucularının “CIA ve MI6 casusu olduğunu iddia eden“ bir karalama kampanyası başlatmıştı. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ise G20 için bulunduğu Almanya'da kendisine sorulan bir soru üzerine, Büyükada'daki toplantıyı “15 Temmuz darbe girişiminin devamı“ olarak değerlendirmişti. Dosyayı inceleyen Diyarbakır Barosu Başkanı Ahmet Özmen; “Dosya kapsamında herhangi bir ajanlık ya da darbe girişimi suçlaması olmadığını netçe dile getirebiliriz.“ ifadelerini kullanmıştı.

Uluslararası Af Örgütü hedefte

Uluslararası Af Örgütü, darbeden bu yana peş peşe yayınladığı raporlarla hak ihlallerine dikkat çekiyordu. Kürt bölgelerinde yaşanan yıkım, basın özgürlüğü ve kamu çalışanlarının ihracı üzerine kapsamlı raporlar hazırlayan Af Örgütü'nün Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç da, 9 Haziran günü “darbecilerin“ kullandığı belirtilen “ByLock“ programını kullandığı iddiasıyla tutuklanmıştı.

Tutuklanan Özlem Dalkıran da Af Örgütü'nün Türkiye şubesinin kurucu üyelerindendi. Alman vatandaşı Peter Steudtner, ifadesinde Almanya'daki Af Örgütü'nün üyesi olduğunu belirtti. Andrew Gardner, “Darbe girişiminden sonra hem Af Örgütü hem de tüm sivil hak örgütleri için şartlar zorlaştı. Özellikle işkence, Sur’da yerinden etme ve kamudaki ihraç raporlarından sonra hedef haline geldik.“ dedi.

Tayyip Erdoğan, 1998 yılında İstanbul Belediye Başkanı'yken okuduğu bir şiir için hapis cezasına çarptırıldığında, Af Örgütü Erdoğan'ın serbest kalması için kampanya yürütmüştü.

Einmal zahlen
.

Fehler auf taz.de entdeckt?

Wir freuen uns über eine Mail an fehlerhinweis@taz.de!

Inhaltliches Feedback?

Gerne als Leser*innenkommentar unter dem Text auf taz.de oder über das Kontaktformular.

Gazeteci. Gazi Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik Bölümü mezunu. Hacettepe Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümünü, "Avrupa'daki ABD Üsleri ve Üslerin ABD Hegemonyasına Katkısı: Soğuk Savaştan 2008'e" başlıklı teziyle tamamladı. Yakın zamana kadar ulusal gazete ve dergilerde çalışıyordu. Halihazırda Internet haberciliği alanında çeşitli çalışmalarıyla mesleğini sürdürmekte.

Das finden Sie gut? Bereits 5 Euro monatlich helfen, taz.de auch weiterhin frei zugänglich zu halten. Für alle.

Bitte registrieren Sie sich und halten Sie sich an unsere Netiquette.

Haben Sie Probleme beim Kommentieren oder Registrieren?

Dann mailen Sie uns bitte an kommune@taz.de