Paramiliter örgütlenmeler: Reisin ordusu

Her türlü otoriter emarenin su yüzüne çıktığı Türkiye’de, “makbul vatandaş“ olarak tarif edilen tip, silahlarla sokağı kontrol etmeyi amaçlıyor.

Bu mücadeleyi verenler de büyük hasar görecek.

Türkiye’de artan paramiliter örgütlenmeler 2 Haziran 2013'te Gezi Parkı protestoları için Eskişehir'de sokağa çıkan Ali İsmail Korkmaz'ın esnaf tarafından darp edilerek yaşamını yitirmesinin ardından neredeyse bir buçuk yıl geçmişti. Tarih 26 Kasım 2014'tü. Ali İsmail'in ölümünden sorumlu tutulanların yargılandığı gündü.

ATO Congresium'da 4. Esnaf ve Sanatkarlar Şurası'nda konuşan dönemin Başbakanı Recep Tayyip Erdoğan, „Bizim medeniyetimizde, milli ve medeniyet ruhumuzda esnaf ve sanatkar gerektiğinde askerdir, alperendir, gerektiğinde vatanını savunan şehittir, gazidir, kahramandır. Gerektiğinde asayişi tesis eden polistir, gerektiğinde adaleti sağlayan hakimdir hakemdir, gerektiğinde de şefkatli kardeştir“ diyordu.

Son günlerde Türkiye'de toplumun bir kısmının, diğer kısmına yönelik arttırdığı tehditleri bu söylemi hatırlayarak düşünmeliyiz. Zira,referanduma az bir süre kalmışken, silahlanarak muhalefeti tehdit eden örgütlenmelerin olduğuna dair ürkütücü bilgiler basına yansımakta.

15 Temmuz 2016 tarihinde gerçekleşen darbe girişiminin ardından, hukuksal zemini olmayan silahlanmalar ve sivil örgütlenmeler, siyasiler tarafından itiraf, hatta teşvik ediliyor. Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Başdanışmanı Şeref Malkoç, darbe girişiminden günler sonra “Darbeye teşebbüs edenlere karşı milletin meşru müdafaa hakkını savunması için ruhsatlı silah verilmesinin önünün açılması lazım“ ifadelerini kullanmıştı.

Şiddet teşvik ediliyor

Sivil toplumda da şiddet teşviğinin alıcısı olabilecek kitle azımsanmayacak kadar fazla. Siyasilerin akla ve düşünceye yönelik değil, korkulara ve içgüdülere yönelik verdiği mesajlar bu durumu tetikliyor. Bilhassa Türkiye'de toplumun bir kesimi, güç fetişizmiyle malul olarak bezeniyor ve birbilerini yok ederek, ötekileştirerek, dışlayarak hayatını „anlamlı“ kılıyor.

Son zamanlarda göze çarpan paramiliter örgütlenmeler arasında Erdoğan’ın dünüründen Ankara Belediye Başkanı Melih Gökçek'e, belediyelerin zabıtalarından gizli güvenlik merkezi olarak kurulan ve Erdoğan’a danışman olarak atanan eski komutanlara kadar uzanan geniş bir yelpaze söz konusu. Öncelikle son zamanlarda öne çıkan iddialarla ilgili bir hatırlatma yapalım.

SADAT A.Ş. kontrgerilla örgütü mü?

SADAT… Uluslararası Savunma Danışmanlığı firması. Temel misyonlarını şöyle açıklıyorlar: “SADAT A.Ş. Türkiye'de uluslararası savunma alanında danışmanlık ve askeri eğitim veren ilk ve tek şirkettir.“Şirket, özel harpçi emekli Tuğgeneral Adnan Tanrıverdi başkanlığında Türk Silahlı Kuvvetleri’nin çeşitli birliklerinden emekli olan 23 subay ve astsubay tarafından Şubat 2012’de faaliyete başladı. Cumhuriyet yazarı Çiğdem Toker, 26 Ağustos 2016’da Adnan Tanrıverdi’nin SADAT’tan istifa ettiğini ve yeni başkanın Ali Kamil Tanrıverdi olduğunu yazmıştı.

Toker, Adnan Tanrıverdi’nin Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı olduğu bilgisini vererek, istifa nedeninin de bu olduğunu belirtmişti. Hizmetleri arasında “gayri nizami harp“ kursu da olan şirketinmisyonunda yer alan şu ifadeler dikkat çekici: “İslam ülkeleri arasında savunma ve savunma sanayi işbirliği ortamı oluşturmayı ve İslam Dünyasının kendine yeterli bir askeri güç olarak da Dünya Süper Güçleri arasındaki hak ettiği yerini almasına yardımcı olmaktır.“

20 Şubat’ta yine Cumhuriyet’te Sinan Tartanoğlu imzalı bir habere göre Erdoğan’ın dünürü Orhan Uzuner liderliğinde kurulan “Kardeş kal Türkiye“ grubu için geçtiğimiz Ocak ayında bir toplantı tertip edildi. Grubun kuruluş amacı, “yeni bir darbe girişiminde, kalkışmalarda, halkı en kısa sürede sokağa dökmek“ olarak açıklandı.

Uzuner, toplantıda yaptığı konuşmada, “Liderimiz ve özgürlüğün simgesi olan Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan etrafında kenetlendik. Ona bir zayiat gelmesini istemiyoruz. En küçük cihazımız düdük. Arabamda megafon var. Gerektiği zaman kullanacağımız silah var. Böyle hazırlıkları yapmamız lazım“ dedi.

Melih Gökçek, 1994 yılından itibaren Türkiye’nin başkenti Ankara’nın belediye başkanı. Gökçek’in önceki yıllardaki Gülencilerle ilişkisi de AKP içerisinde tartışma konusu olmuştu. Sosyal medyada da bir „fenomen“ olan Gökçek’in en son açıklaması, gençlerin pompalı silahlar edinerek örgütlendiği yönünde. Yeni bir darbe girişimine imkan tanınmayacağını açıklayan Gökçek, “Suikast her zaman olacak ama darbe yapamazlar. Güçleri yetmez. Sokağa çıktıklarında halkın silahlı gücünü görmeye başlarlar“ dedi.

Peker’den protestoculara tehdit

1990’lı yıllar organize suç örgütlerinin bürokrasiyle iç içe olduğu vebizzat devlet tarafından görevlendirildiği yıllardı. O dönemlerin enönemli figürlerinden bir tanesi de Sedat Peker’di. MHP’ye yakınlığı ilebilinen ve kendisini “Turancı“ olarak tanımlayan Peker, şimdilerde bazı diğer MHP'liler gibi Erdoğan cephesinde yer alıyor.

Takipçilerine çektiği videolar aracılığıyla seslenen Peker, referandumda “Evet“ diyeceğini ilan etti ve söz konusu sisteme karşı olanların yapacağı protesto gösterileriyle ilgili de tehditlerde bulundu; “Referandumu yaptırmamak amacıyla sokaklara çıkanları sokaklarda bekliyor olacağımızı söylemek isterim. Sırf bunun için bile evet derdim.“

BirGün gazetesi yazarı Erk Acarer’in aktardığına göre, geçtiğimiz 6Şubat’ta İstanbul’un Esenyurt ilçesindeki zabıtaların silahlandırılması kararı alındı. Söz konusu karar ardından alınacak olan 20 adettabancanın zabıtaya dağıtılacağı öğrenildi.

Alınan kararın nedeni için“Silahları daha önce Güneydoğu’da Özel Tim ya da askeri personel olarak görev yapmış ancak istifa edip belediye girmiş zabıta ve memurlara vereceğiz“ denildi. Eski Özel Tim ve askeri personelin zabıtada neden istihdam edildiği ve belediyeler kanununa göre zabıtanın silahlanma yetkisinin olmamasına rağmen, neden böyle bir karar alındığı halen tartışılıyor.

Oğan’dan çarpıcı iddia: Esnafa silah eğitimi veriliyor

Cumhurbaşkanlığı Sistemi referandumunda AKP’ye en büyük desteği veren parti MHP. Partide geçtiğimiz aylarda büyük bir liderlik krizi yaşanmıştı. MHP’nin genel başkan adaylarından birisi de Sinan Oğan’dı. 2011’den 2015’e kadar MHP Iğdır milletvekili olan Oğan, geçtiğimiz günlerde AKP'nin “Halk Özel Harekât“ olarak adlandırılan bir paramiliter yapılanmayı organize ettiğini ileri sürdü. İddiaya göre 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında fırıncı, berber ya da bakkal olan siviller, zaman zaman kamplara alınıp eğitiliyor ve silah kullanmayı öğreniyor.

250 bin genci kamplara alıyorlar

Paramiliter güçlerle ilgili bir iddia da Nisan 2016’da DemokratikBölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Kamuran Yüksek’ten gelmişti. Mafya aracılığı ile 250 bin gencin paramiliter gençlik gücü olarak askeri eğitime tabi tutulduğunu öne süren Yüksek, Osmanlı Ocakları adlı derneğin hamiliğinde “milli-yerli teşkilat“ kurulduğunu söylemiş ve şu soruları sormuştu; “Paramiliter yapıyla ne amaçlanıyor?

Saray için muhafız birlikleri mi olacak, İran’daki özel birlikler gibi mi? Veya olası darbe tartışmalarına karşı kendi askeri hazırlığını mı yapıyor?“ 15 Temmuz’da darbecilere karşı elinde silahla sokağa çıkanlar düşünüldüğünde bu soruların halen güncel olduğu da görülebilir.

Muhalif kesim hukuk koruması dışına itiliyor

Bugün, iktidarın düşündüğü gibi düşünmeyen ve iktidarın dayattığıgerçeklere inanmayan herkesin “hukuk koruması“ dışında bırakıldığı bir sürecin içindeyiz. Bu sürecin sonunda totaliter bir rejimin inşasıgörünüyor. Her türlü otoriter emarenin su yüzüne çıktığı Türkiye’de,“makbul vatandaş“ olarak tarif edilen tip, Erdoğan yerine sokağı kontrol ediyor ve sosyal hayattaki kuralları yeniden dizayn ediyor.

Bu noktada da polis ve yargı açısından da tüm desteği arkasında görüyor. Öte yanda ise fikirlerini barışçıl bir yöntemle dile getiren akademisyenler, gazeteciler, STK üyeleri ve hatta piyanistler ya çıkarılan Kanun Hükmünde Kararnamelerle işinden ediliyor, ya kovuşturmaya uğruyor ya da gözaltına alınıyor.

16 Nisan'da gerçekleştirilecek olan referandumdan ‚Evet‘ sonucunun çıkmasının uzun vadede yine iktidar için bir kayıp olacağı öngörülebilir. Şu anki merkezileşmenin ileri tarihte bir iktidar yarışınadönmeyeceğinin garantisi yok, hatta olası. Güçler ayrılığının kaldırıldığı bir iktidar yarışında sadece toplum değil, o yarışı verenler de büyük hasar görür.

Einmal zahlen
.

Fehler auf taz.de entdeckt?

Wir freuen uns über eine Mail an fehlerhinweis@taz.de!

Inhaltliches Feedback?

Gerne als Leser*innenkommentar unter dem Text auf taz.de oder über das Kontaktformular.

Das finden Sie gut? Bereits 5 Euro monatlich helfen, taz.de auch weiterhin frei zugänglich zu halten. Für alle.

Bitte registrieren Sie sich und halten Sie sich an unsere Netiquette.

Haben Sie Probleme beim Kommentieren oder Registrieren?

Dann mailen Sie uns bitte an kommune@taz.de