Olması gereken oldu: Hak savunucuları serbest

İnsan hakları savunucularının yargılandığı davanın ilk duruşmasında Alman vatandaşı Peter Steudtner dahil olmak üzere 8 tutuklunun tahliyesine karar verildi.

Uluslararası Af Örgütü'nün hak savunucuları için hazırladığı dayanışma afişi. Foto: Rebecca Hendin

İstanbul Büyükada'da veri güvenliği ve stres yönetimiyle ilgili bir eğitimde gözaltına alınan ve 3 buçuk ayı aşkın süredir cezaevinde bulunan 9'u tutuklu 11 hak savunucusunun yargılandığı dava, Çarşamba günü Çağlayan'daki İstanbul Adliyesi'nde görüldü.

Mahkeme heyeti, Büyükada'da gözaltına alınan ve aralarında Alman vatandaşı Peter Steudtner ve İsveç vatandaşı Ali Ghravi'nin bulunduğu 8 kişinin tahliyesine karar verdi. Başka bir davadan tutuklu bulunan Af Örgütü Türkiye Şubesi Yönetim Kurulu Başkanı Taner Kılıç'ın dosyasının da bu dosya ile birleştirilmesine karar verildi. Tahliye edilen hak savunucuları Özlem Dalkıran ve Veli Acu için yurtdışı yasağı konuldu.

Tutuklu yargılanan hak savunucuları Nalan Erkem ve Özlem Dalkıran'ın avukatı Murat Dinçer kararın ardından „Beklediğimiz buydu“ dedi. Nalan Erkem'in eşi Ferruh Erkem, „Çok mutluyum. Herkesin iyi güzel günler görmesini istiyorum.“

Aralarında Alman vatandaşı Peter Steudtner'ın da bulunduğu hak savunucuları, „silahlı terör örgütlerine yardım etme“ suçlamasıyla tutuklanmıştı. Davada tutuklu yargılanan Af Örgütü Türkiye Temsilcisi İdil Eser'in avukatı Erdal Doğan'ın değerlendirmesine göre „bir kurmaca dizgisi ve niyet okumalardan oluşan“ iddianamede, sanıkların „Gezi Parkı olayları benzeri şiddet içeren ve toplumda kaos oluşturacak olaylar“ planladığı iddia ediliyordu. Yaklaşık 12 saat süren duruşmada tutuklu yargılanan hak savunucularının savunmaları, kendilerine yöneltilen suçlamaların absürtlüğünü ortaya koydu.

Steudtner: „Ajan olduğumu söylediler“

2000'li yıllardan beri insan hakları, barış organizasyonları ve çevre hakları için çalıştığını söyleyen Steudtner, daha önce Türkiye'deki organizasyonlara odaklanmadığını ve onlarla çalışmadığını söyledi. Steudtner'ın savunması şöyle devam etti:

„Türkiye'ye gelirken Alman Büyükelçiliği ile acil bir durumda irtibat kurabileceğim sisteme katıldım. Savcılığa verdiğim ifadede de bunu söyledim. Bu bilgi Türk basın organlarında çok önyargılı bir şekilde aleyhime kullanıldı ve Alman devletine karşı kullanıldı. Bu benim temel haklarımı ihlal etti. Başvurularımıza rağmen Türk adalet sistemi benim haklarımı korumak için hiçbir şey yapmadı.“

„Polis baskın yaptığında benimle sadece Türkçe konuştular. Nedenini bilmiyorum. Gece yarısına kadar bana yasal bir bilgi verilmedi. Susma hakkım olduğu bildirilene kadar Büyükada polis merkezinde üç polis memuru, resmi olmayan, tehditkar bir şekilde ifademi aldı. Beni farklı terör örgütü üyesi olmakla suçladılar. Çok fazla bilgiye sahip olduğumu söylediler. Türkiye'de planımın çok daha farklı bir şey olduğunu ve ajan olduğumu söylediler. Adalete erişim hakkım engellendi. Benim ve hepimizin tutuklanması insanlık dışıydı. Özellikle iletişim kısıtlamaları benim için çok zordu. İki çocuğum var ve onlarla ilgilenmem gerekiyordu.“

„Suçlamalara gelmek istiyorum: Terör örgütlerine destekte bulunmak. Bu çok ciddi bir suçlama. PKK ve FETÖ isimlerini önceden haberlerde duymuştum. Diğerlerini hapisaneye girdiklten sonra öğrendim. Beni ve uzmanlığımı bir terör örgütüyle nasıl ilişkilendirdiklerini anlamadım. Şahitlik yapan tanık Ahmet Tunç Tunçten Pakistan'da çalıştığımı söylemiş ama ben hiç Pakistan'a gitmedim. Çalıştay'da Suriye hakkında konuştuğumuz söylenmiş ama hiç öyle bir konu geçmedi. Toplantı yaptığımız kapı açıktı, kapalı değildi.“

Özlem Dalkıran: Zorla suç yaratma çabası

Yurttaşlar Derneği'nden Özlem Dalkıran, toplantıyı organize etmekle suçlanmasına değindi. Dalkıran'ın savunmasının satır başları şöyle;

„Bana özel atfedilen suçlamalarda toplantıyı organize eden kişi olarak adım geçiyor. Birlikte kararlaştırdığımız bir atölye çalışmasına katılmak da lojistik çalışmalarını gerçekleştirmek de suç değildir. Toplantı hakkı Anayasa'da güvence altına alınmıştır. Toplantıya katılmanın suç gibi gösterilmesi kasıtlı bir çabadır.“

„Büyükada'daki toplantıda savcının iddia ettiği gibi ne Nuriye Gülmen ve Semih Özakça ne de Adalet Yürüyüşü'nden ne de Hayır meclislerinden söz edildi. Tek konuştuğumuz fiziki ve siber saldırılara karşı ne yapabiliriz ve ruh sağlığımızı nasıl koruyacağımızdı.“

„Gece yarısı motorlara bindirilip farklı karakollara dağıtıldık. 30 saat herkesten gizlediler bizi. Işığın 24 saat açık olduğu, havasız, parmaklıklar arasında neyle suçlandığımızı bilmeden alıkonduk.“

Ali Gharavi: Erdoğan „hepimizin gurur duyması gerektiğini“ söylemişti

İsveç vatandaşı olan bilişim uzmanı Ali Gharavi, kendisi hakkında delil olarak kullanılan „bölünmüş Türkiye“ haritasına açıklama getirdi. Gharavi'nin savunmasında öne çıkan ifadeler şu şekilde;

„Benimle ilişkilendirilen haritalar var. Türkiye'nin iki ayrı ülkeye bölündüğünü gösteren bir harita bulundurmakla suçlanıyorum. Harita Ortadoğu'nun dil haritasını gösteriyor. Beni rahatsız eden şey, bu haritaya konu olan dil konusunu görmezden gelip sadece bir bölüme odaklanıyorlar. Yapmadığım bir şeyi yapmış gibi gösteriyorlar. “

„Kendimi uzun zamandır karanlıkta hissediyorum. Keşke Türkçe konuşabilseydim. Terörle ilgili yöneltilen suçlamaların hepsini reddediyorum. Türkiye'ye çok kez uluslararası organizasyonlara katılmak için geldim. 2004'teki büyük bir insan hakları sempozyumunda sunumda kullanılan bilgi teknolojisinden sorumluydum. Başbakan Erdoğan‚ muhteşem bir katılım olduğunu ve hepimizin gurur duyması gerektiğini söylemişti.“

„Hayatımı savaşa, siyasi şiddete karşı adadım. Çünkü küçük bir çocukken büyük bir travma geçirdim. İyileşmem uzun zaman aldı. Burada son 3 buçuk aydan beri çok büyük stres altındayım ve insan haklarım ihlal edildi.“

İdil Eser: Yapmam gerekeni yaptım

Uluslararası Af Örgütü Türkiye Direktörü İdil Eser ise savunmasında özetle şunları söyledi:

„Bana yöneltilen suçlamaları reddediyorum. Stresle ve dijital güvenlikle ilgili bir çalıştaya girip de nasıl üç tane terör örgütü ile irtibatlandırıldığımızı anlamıyorum. İnsan hakları savunuculuğu suç değil. Herhangi bir toplantının sosyal medyadan duyurulmaması o toplantının gizli olduğu anlamına gelmiyor. Etkin pişmanlıktan yararlanmak istemiyorum çünkü ben pişman olacağım hiçbir şey yapmadım. İnsan hakları savunucusu olarak yapmam gerekeni yaptım.“

Günal Kurşun: Bizden terör örgütü üyesi çıkmaz

İnsan Hakları Gündemi Derneği'nden Günal Kurşun, birden fazla terör örgütüne yardım etmekle suçlanmanın tutarsızlığına dikkat çekti:

„Telefonunda Bylock yüklü biri beni aradığı için 4 aydır tutukluyum. Eminim buradaki mahkeme heyetini telefonunda Bylock olup arayan kişi sayısı çok daha fazladır.

„Hayatımda şiddetin her türüne karşı durdum. Çocukken bile kavga etmedim. Bizden terör örgütü üyesi çıkmaz. Eğer çıkıyorsa o insan hakları savunucusu değildir. İnsan hakları savunucuları doğası gereği şiddete karşıdır.“

„Hangi örgüte üyeymişiz diye soruyorum; kokteyl örgüt. Birbirinden farklı üç örgüte birden üye olmakla suçlanıyoruz.“

Nalan Erkem: Doktorlar ilaç vermediler

Yurttaşlık Derneği'nden Nalan Erkem savunmasında, „Toplantının gizli olduğu iddia ediliyor. Toplantı boyunca telefonlar açık, kapı açık, konuştuklarımız dışarıdan duyuluyor, ben Instagram'dan otelin fotoğraflarını attım ve adını verdim. Bu nasıl gizli toplantı! Bütün tanıklarımızı ve adreslerini savcılığa sunduk. Hiçbirinin ifadesi alınmadı“ dedi ve ekledi:

„Mide kanaması geçirdim, tutuklandıktan sonra tedaviye iki ay erişemedim. Doktorların yazdığı ilaçları vermediler.“

„İnsan hakları savuncularından terörist olmaz. Hayatları boyunca şiddete karşı çalışmalar yapmışlardır. Yıllardır zaten bu alanda yaptığım çalışmalarla, yazdığım kitaplarla bunu anlatıyorum.“

Duruşma arasında taz.gazete'ye konuşan Avukat Doğan, „Hayatları boyunca şiddet karşıtı ve insan haklarını savunan kişiler, üç tane şiddet kullanan örgütle ilişkilendirilmeye çalışılıyor. Çünkü karşımızda bir hukuk metni bulamıyoruz.“

Veli Acu: Aleyhimize delil yaratılmak istendi

İnsan Hakları Gündemi Derneği'nden Veli Acu, savunmasında asıl yargılananın „insanlık“ olduğunu vurguladı. Acu'nun savunması şöyleydi:

„Birleşmiş Milletler'de çalışıyorum. İnsan hakları alanında yüksek lisansıma devam ediyorum. Tamamen tesadüfen burdayım diğer arkadaşlarım gibi. Gözaltına alınırken toplanan eğitim materyallerimizin hiçbiri iddianamede yer almıyor. Çünkü hiçbirinde suç unsuru yok.“

„Eğer biz bu kadar tehlikeliysek neden evimize biz gözaltına alındıktan 7 gün sonra gidildi? Çünkü aleyhimize delil yaratılmak istendi.“

„Ben insanlara yardımcı olduğum için yargılanıyorum. Burada yargılanan benim insanlığım. Eşim 9 aylık hamile, riskli bir gebelik geçiriyor, 10 gün sonra çocuğum doğacak. Doğumda yanında olmak istiyorum.“

Duruşmanın ardından hak savunucularının yakınları Silivri Cezaevi'nin yolunu tuttu. Bir sonraki duruşma 22 Kasım'da Çağlayan'da görülecek.

Einmal zahlen
.

Fehler auf taz.de entdeckt?

Wir freuen uns über eine Mail an fehlerhinweis@taz.de!

Inhaltliches Feedback?

Gerne als Leser*innenkommentar unter dem Text auf taz.de oder über das Kontaktformular.

Das finden Sie gut? Bereits 5 Euro monatlich helfen, taz.de auch weiterhin frei zugänglich zu halten. Für alle.

Bitte registrieren Sie sich und halten Sie sich an unsere Netiquette.

Haben Sie Probleme beim Kommentieren oder Registrieren?

Dann mailen Sie uns bitte an kommune@taz.de