Erdoğan'la iftar vakti: Gazeteciliğin birinci kuralı: itaat et

Adalet Yürüyüşü'nü terörist bir eylem olarak gören Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumartesi günü verdiği iftar davetinde gazetecileri ve onların patronlarını uyardı.

Erdoğan: bugün medyamız daha renkli, daha demokratik, daha çoğulcudur.“ Foto: Cumhurbaşkanlığı

Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, Cumartesi günü medya patronlarını ve gazetecileri ağırladığı bir iftar yemeği düzenledi. Tarabya'daki Huber Köşkü'nde verilen davette AKP ideolojisiyle doğrudan ilişkilendirilen medya kuruluşları için çalışanlar çoğunluktaydı. Geçmişte anaakım olarak tarif edilebilecek ama 15 Temmuz darbe girişiminin ardından giderek iktidara yakınlaşmış yüksek tirajlı gazetelerin sahipleri de davete katıldı.

320 bin tiraja sahip Hürriyet ve 250 bin tiraja sahip Posta gibi gazetelerin sahibi Doğan Grubu'nun patronu Aydın Doğan, 210 bin tirajlı Habertürk Gazetesi'nin sahibi Turgay Ciner, NTV ve Star TV gibi pek çok diğer kanalın sahibi Doğuş Grubu'nun sahibi Ferit Şahenk, davete katılan isimler arasındaydı.

AKP'ye yakın Sabah gazetesi köşe yazarı Sinan Özedincik, “renkli ve keyifli“ geçen gecede “Fransız usülü servis“ yapıldığını, Erdoğan'ın gazetecilere sakal ve bıyık bırakmalarını tavsiye ettiğini ve bazı gazetecilerin Erdoğan'a görünmeden sigara içme gayreti içinde bulunduğunu yazdı.

Hapisteki gerçek gazeteci sayısını açıkladı: 2

Medya patronlarını ve gazetecileri ağırlayan Erdoğan'ın verdiği konuşmanın konusu ise, gazetecilikti. Dünyanın en büyük gazeteci cezaevini yönetmekle suçlanan Erdoğan, doğru ve tarafsız gazetecilik üzerine fikirlerini paylaştı. Hayır, Erdoğan ironik bir dil kullanmadı.

Hapisteki gazetecilerin aslında gazeteci olmadığını vurgulayan Erdoğan, “Adalet“ Bakanlığı'nın verilerine dayandırdığı bilgileri gazetecilerle ve onların patronlarıyla paylaştı: “Bugün ülkemizde mesleğini gazeteci olarak ifade ederek cezaevlerinde bulunan 177 kişiden sadece ikisi sarı basın kartı sahibidir. Bu 177 kişiden biri cinayet suçundan, diğerleri de terör örgütleriyle ilişkileri sebebiyle cezaevinde bulunuyor.“

Batı dünyası ve dezenformasyon

Batı dünyasının da hapisteki gazeteciler hakkında dezenformasyona maruz bırakıldığını belirten Erdoğan, kendisini pür dikkat dinleyen grubun huzurunda tüm Batı dünyasına, “Siz bizim bakanlığımızın size verdiği bilgilere, belgelere mi bakacaksınız, yoksa onların yalanlarına mı?“ diye sordu.

CHP İstanbul Milletvekili Aykut Erdoğdu'ya göre Erdoğan'ın davetinin sebebi, CHP milletvekili ve eski gazeteci Enis Berberoğlu'nun tutuklanmasının ardından başlatılan “Adalet Yürüyüşü“nün haberleştirilmesi hakkında uyarıda bulunmaktı. Erdoğdu, “Erdoğan bütün gazetelerin yöneticilerini, özellikle Aydın Doğan'ı çağırıp Adalet Yürüyüşü'nü vermemelerini emretti. Adalet yürüyüşünü yayınlamayı teröre destek saydı. Çünkü korkuyor. Anadolu yollarından yükselen adalet çığlığı Saray'ı sarsıyor....“ ifadelerini kullandı.

„Adalet Yürüyüşü“ mü alır F-16 mı

CHP'nin 6 gün önce başlattığı yürüyüşü terörizm kapsamına alan Erdoğan, medya çalışanlarının da bu konuda bilgilendirilmesi gerektiği düşüncesiyle; “Sizin 15 Temmuz'dakilerden ne farkınız var? Onların elinde F-16'ları vardı. Tanklar, toplar ile saldırıyorlardı. Sizlerde yollarda yürüyüşleri yapıyorsunuz akşam da karavanlarda istirahat ediyorsunuz. Tabii ki müsaade etmek gibi bir lüksümüz asla yok. Yasal yollardan gidişiniz şu anki hükümetimizin bir inceliği, lütfudur. Hukuk önünde hiç kimse dokunulmaz değildir. Adalet yollarda değil, adliye binalarında aranır. FETÖ ile iş birliklerini sorgulamalıdırlar. “ dedi.

İftar davetinin özeti, Erdoğan'ın gazetecilere bıyık ve sakal bırakmalarını tavsiye etmesinin dışında, onları “Adalet Yürüyüşü“nü meşru bir hak arayışı gibi haberleştirmemeleri konusunda uyarmasıydı. „Adalet Yürüyüşü“ bir terör eylemi olduğuna göre, onu takip eden gazeteci de teröristtir; çünkü “Haber peşinde koşmakla, ihanete aracılık etmek tamamen farklı şeylerdir. Manşetini, kalemini, gazete sayfalarını, terör örgütünün emrine verenlerle, eline silah alıp dağa çıkan arasında temelde bana göre hiçbir fark yoktur. Terör örgütü mensupları ile işbirliği içinde hukuku çiğnemenin, milli güvenliği tehdit eden eylemlere girişmenin elbette bir müeyyidesi olacaktır.“

Einmal zahlen
.

Fehler auf taz.de entdeckt?

Wir freuen uns über eine Mail an fehlerhinweis@taz.de!

Inhaltliches Feedback?

Gerne als Leser*innenkommentar unter dem Text auf taz.de oder über das Kontaktformular.

1990 in Istanbul geboren. Für die Zeitung Cumhuriyet arbeitete er als Reporter und Redakteur. Während eines Stipendienaufenthalts in der taz beschloss er, in Deutschland zu bleiben und das Projekt taz.gazete aufzubauen.

Das finden Sie gut? Bereits 5 Euro monatlich helfen, taz.de auch weiterhin frei zugänglich zu halten. Für alle.

Bitte registrieren Sie sich und halten Sie sich an unsere Netiquette.

Haben Sie Probleme beim Kommentieren oder Registrieren?

Dann mailen Sie uns bitte an kommune@taz.de