31 Mart yerel seçimlerinde muhtarlar

Postacı mı, iktidar ortağı mı?

31 Mart seçimlerine katılacak muhtar adaylarının sayısı önceki yıllara göre arttı. E-devletin yaygınlaşmasıyla muhtarların görev tanımı daralırken, iktidar muhtarlara „terörle mücadele“ gibi yeni görevler yüklüyor. Diyarbakır'da üç muhtar adayıyla konuştuk.

Muhtar adayı Sanay, saraya gitmenin devlet ile iletişim kanallarının açılması anlamına gelmediğini söylüyor Foto: Figen Güneş

Diyarbakır ilinin Sur'un Ziya Gökalp Mahallesi muhtarı Muhsin Sanay 20 senedir muhtarlık görevini sürdürüyor. Televizyon tamir atölyesi olarak da kullandığı muhtarlık bürosuna gelen mahalleli kadınların kimlik fotokopilerini alan Sanay, bunları bir ayakkabı kutusuna dolduruyor. Her şeyin kağıt üzerinde yürütüldüğü bir dönemden „e-devlete geçişi“ bizzat yaşadığını anlatıyor. Bugünlerde bu bölgedeki muhtarlar ağırlıklı olarak „fakirlik belgesi“ yazdığını ve gelen postayı kabul etmekle meşgul olduğunu söylüyor: “1,800 seçmenli mahallemde yoksulluk yaygın.“

Türkiye genelinde 31 Mart'ta gerçekleşecek yerel seçimlerde belediye başkanları ve belediye meclis üyelerinin yanı sıra mahalle muhtarları da seçilecek. Alman politik sisteminde karşılığı bulunmayan muhtarlık, Türkiye'de yerel yönetimlerin en küçük birimi. Muhtarların görevleri arasında ikametgâh belgesi düzenleme, cadde ve meydanların düzeninde belediye ile iş birliği yapma ve mahalledeki yardıma muhtaç ya da hasta kişileri yerel idarelere bildirmek var. Son yıllarda devlet kurumlarının sağladığı pek çok hizmetin dijitalleşmesiyle, nüfus işlemleri ve kimlik yenileme gibi hizmetler artık bilgisayar üzerinden yapılıyor. Muhtarların fiili görevleri azalsa da, yaklaşan seçimlerde ülke genelinde muhtar adaylarının sayısının arttığı gözlemleniyor.

Bir kişinin muhtar adayı olabilmesi için herhangi bir yere başvuru yapmasına da gerek yok; tek yapması gereken seçimden önce hazırladığı oy pusulalarını dağıtıp seçmeni oy vermesi için ikna etmek. Bu sebeple muhtarlığa yönelik talebi doğrudan ölçen bir kaynak bulmak mümkün değil. Bu artışta Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın muhtarlara gösterdiği özel ilgi ve onlara sağladığı yeni imkanlar da önemli bir rol oynuyor.

AKP hükümeti yetkilileri, son yıllarda muhtar derneklerinin düzenlediği organizasyonlara katılıp muhtarlığın önemine dair mesajlar veriyor. 90'lı yıllarda okuduğu bir şiir dolayısıyla hapis cezası alıp siyasi olarak yasaklı duruma düşünce hakkında „Muhtar bile olamaz“ manşeti atılan Cumhurbaşkan Tayyip Erdoğan, muhtarlığı giderek politize edilen bir yapıya dönüştürüyor. Erdoğan, „Muhtarlar Toplantısı“ ismini verdiği etkinliklerde ülkenin dört bir yanından muhtarları Ankara'da ağırlıyor ve ülke gündemine dair mesajlar veriyor. İlki 27 Ocak 2015 tarihinde gerçekleştiren muhtar toplantılarına şimdiye dek 32 binin üzerinde muhtarın katıldığı tahmin ediliyor.

„Aradan geçen sürede üç sorun da arttı“

Muhtar Muhsin Sanay, yaklaşık 24 saat süren bir otobüs yolculuğunun ardından bu toplantılardan birine katılmak için Ankara'daki saraya vardığı günü hatırlıyor. Sarayda düzenlenen konuşmada cumhurbaşkanını uzaktan dinlediğinde, „muhtarların sadece bir alkışçıya indirgendiklerini, cumhurbaşkanıyla doğrudan iletişim imkanının olmadığı“ hissine kapılmış. Kendisinden, geldiği şehrin „üç önemli sorununu“ yazması istendiğinde, „Kentimizde sadece üç sorun mu var?' deyip bir an sorguladıktan sonra eline tutuşturulan kağıt parçasına „uyuşturucu“, „Surların onarılması“ ve „işsizlik“ yazmış.

„Aradan geçen sürede üç sorun da arttı.“ diye anlatıyor, acı acı gülerken. Sanılanın aksine çoğu muhtar için saraya girmenin, merkezi devlet ile iletişim kanallarının açılması anlamına gelmediğini söylüyor: „Şu anda biz muhtarlar resmen postacı olduk. Ama yerel belediye tarafından dilekçelerimize cevap bile verilmiyor.“

Erdoğan'ın bu toplantılardan birinde „terörle mücadele“ konusunda destek istediği muhtarlara yönelik şu sözlerini hatırlamakta fayda var: “Muhtar kendi mahallesinde, köyünde, hangi evde kim oturuyor, bunu bilmeyecek mi, bilecek. Bu terörist midir, değil midir? Bunu oradaki en yakın güvenlik gücüne, karakoluna her yerine bildirecek.“ Buna ek olarak, Aralık 2017'de Ateşli Silahlar Kanunu ile ilgili çıkartılan bir kararname ile en az bir dönem muhtarlık yapmış kişilerden alınan silah ruhsatı harçları kaldırıldı. Toplumun bir kesiminin gözünde muhtarları muhbire indirgeyen bu anlayış, muhtarların resmi görev tanımında yer almıyor.

Foto: Figen Güneş

Muhtarlığa duyulan özel ilginin sebeplerinden bir diğeri, AKP iktidarı tarafından muhtarlara sağlanan yeni imkanlar. En son 49’ncu Muhtarlar Toplantısı’nda sarayında konuşan Cumhurbaşkanı Erdoğan, muhtarların en büyük sıkıntılarından biri olan SGK primlerinin devlet tarafından ödenmesini sağladıklarını ve maaşlarını arttırdıklarını anlatarak “Ne söz verdiysek, hepsini yerine getirdik.“ demişti. Muhtarlar saraya çağrılmalarının ardından sigortaları yapıldı ve asgari ücrete bağlandılar. Bunun dışında muhtarlar gruplar halinde Endülüs'te, Kudüs’te, Suudi Arabistan’da devlet tarafından karşılanan „kültür turlarına“ götürüldü. Köy muhtarlarının da bu turlara götürülmesiyle muhtarlık giderek popülerleşti.

„Cumhurbaşkanı gelince Whatsapp mesajları gönderiyorum“

Diyarbakır’ın Yenişehir ilçesinde üç dönemdir muhtar olan Mehmet Demir yaklaşan seçimlerde tekrar aday. Arka tarafını muhtarlık ofisi olarak kullandığı dükkanında otururken 27 senedir berber olduğunu söylüyor: “Aslında bu dönem belediye başkan adayı olmak istiyordum, fakat o gerçekleşmeyince dördüncü kez muhtarlığa adaylığımı koydum. Aktif siyasete gireceğim, muhtarlık benim için bir basamak.“ Bu sırada Sur AKP belediye başkan adayı Şafak Yontürk kahvaltı için berber dükkanına geliyor.

Muhtarlar Konfederasyonu’nun 2014 seçimlerini esas alan verilerine göre Türkiye genelinde 50 bin 229 muhtar bulunuyor. Mehmet Demir, 2015 yılında Diyarbakır Muhtarlar Derneği’ni kurduğunu anlatıyor. Kent genelinde görevli 1,042 muhtardan 504’ünün derneğe üye olduğunu söylüyor: “Cumhurbaşkanımız Erdoğan’ın kente gelişi gibi önemli olaylarda üyelerimize Whatsapp mesajları gönderiyorum.“

Muhtarlara sunulan ayrıcalığı kullanarak harç ücreti ödemeden ruhsat ve silah alan Demir, kendilerine Cumhurbaşkanı tarafından verilen “terörle mücadele“ görevine de değiniyor: “Güvenlik ve asayişi mahallemizde sağlamak bizden bekleniyor. Her hafta mahallemdeki asayişi görüşmek için polislerle görüşüyorum.“

Son dönemde Cumhurbaşkanı'nın muhtarlara gösterdiği ilginin, artan maaşların ve silah ruhsatı gibi ayrıcalıkların muhtar adayları arasında rekabeti ve ilgiyi arttırdığını söyleyen Demir, „Bu seçimi siyasi partilerin değil de, muhtarların seçimi olarak görüyorum. Her yerde muhtar adaylarının afişleri var.“

„Devlet bana silah değil kalem versin“

Kendisi de Sanay gibi Sur ilçesinin başka bir mahallesinde 25 yıldır muhtar olan Ali Ürün artan ilgiden rahatsız. Demir kapılı tek masalı, üç sandalyeli yazıhanesinde oturuyor. 25 yılda sadece iki kez rakibi olduğunu söyleyen Ürün, bu seçimlerde dört adaya karşı yarışıyor. Mesleğinin eski yıllarını özlediğini söylüyor:

„Önceden bir değerimiz vardı şimdi muhtarlar sadece mahallenin bekçisi olmuşlar; elektrik, su, kanalizasyon problemlerini bildiriyoruz. Postayı kabul ediyoruz. Erzak ve maddi yardım ayarlayabilirsek onları dağıtıyoruz; hepsi bu.“

Ürün'e göre muhtarların Cumhurbaşkanlığı sarayına çağrılmaları mahallelinin aklını karıştırmış: devletin muhtarlara vergisiz silah sağlamasının halk tarafından „kabadayı besleme“ olarak algılandığını söylüyor: „Devlet bana silah değil kalem versin. Mahallemin yoksul çocuklarına kalem dağıtayım.“

Einmal zahlen

Das finden Sie gut? Bereits 5 Euro monatlich helfen, taz.de auch weiterhin frei zugänglich zu halten. Für alle.

Bitte registrieren Sie sich und halten Sie sich an unsere Netiquette.

Haben Sie Probleme beim Kommentieren oder Registrieren?

Dann mailen Sie uns bitte an kommune@taz.de