Cumhuriyet davası: Gazetecilik yargılanıyor

Yaklaşık 9 aydır özgürlüklerinden mahrum olan Cumhuriyet Gazetesi çalışanları, savunmalarını yapmak üzere ilk kez mahkeme karşısına çıktılar.

Çağlayan Adliyesi önünde yoğun destek ve dayanışma vardı. Foto: dpa

Türkiye tarihinin en kritik davalarından biri, 24 Temmuz’da başlayan Cumhuriyet gazetesi davasıdır. Gazeteden 11’i tutuklu, toplam 17 gazeteci, yönetici, çizer ve avukatın yanı sıra, iki kişinin daha aynı davada yargılanması hafta boyu sürecek. Farklı zamanlarda tutuklandıkları için kimi 109, kimi 267 gündür Silivri hapishanesinde bulunan Cumhuriyet gazetesi çalışanları, ilk kez mahkeme karşısına çıkıyorlar.

Başta meslek örgütleri ve gazeteciler olmak üzere siyasetçiler, uluslararası temsilciler, hak savuncuları da bu davayı izlemek üzere Pazartesi günü İstanbul’daki Çağlayan Adliyesi’ndeydi. Bu dava, sadece Cumhuriyet gazetesinden veya arkadaşlarımızın özgürlüğünden ibaret değil. Bu dava hepimizin bugününü ve yarınını ilgilendiriyor.

Dava öncesinde dayanışma

Sabah saat 9’da, Çağlayan Adalet Sarayı’nın önündeki basın açıklaması için yüzlerce insan toplandı. HDP ve CHP milletvekilleri, Avrupa Parlamentosu üyeleri Rebecca Harms ve Arne Lietz, IPI, RSF, PEN, ECPMF, Uluslararası Gazeteciler Federasyonu ve Uluslararası Kıdemli Avukatlar Projesi temsilcileri, dava öncesinde dayanışma ve basın özgürlüğü mesajları verdi.

Açıklama bittiğinde Cumhuriyet okurlarının da katılımıyla yüzlerce renkli balon, gazetecilere özgürlük dilekleriyle gökyüzüne bırakıldı. Hava olumluydu; herkes içi „bomboş“ olan dosyadan tahliye kararı çıkacağına dair umutluydu.

Adliyeye uzun kuyruklar sonrasında girebildik. Ancak „Avrupa’nın en büyüğü“ olduğu iddiasıyla açılışı yapılan, toplamda 275 bin metrekarelik Adliye Sarayı’nda en büyük ağır ceza salonunun kapasitesi 200 kişi. Bu da çoğu gazeteci, sanık yakını ve gözlemcinin dışarıda kalmasına neden oldu.

Terör örgütlerine destek suçlaması

Duruşma salonu o kadar sıkışık, sıcak ve havasızdı ki… Sanıkların salona getirilmesiyle, büyük bir tezahürat koptu. Yakınlarını, arkadaşlarını yaklaşık 9 aydır ilk kez bugün görüp, uzaktan el sallayabilenler kendini şanslı saydılar. Savcı, iddianamenin iki sayfalık özetini okudu. İddianamede, gazetenin „Atatürkçü yayın çizgisini değiştirmesi“ suç unsuru olarak gösterildi. Suçlamalardan bir diğeri de gazetenin „terör örgütlerini sevimli ve meşru göstermesi.“

Cumhuriyet Genel Yayın Yönetmeni Murat Sabuncu, savunma için getireceği gazete ve kitaplara el konulduğu için savunmasını yarına erteledi. Gazetenin Yayın Danışmanı, yazar ve IPI yönetim kurulu üyesi Kadri Gürsel ise savunmasında, telefonunun HTS kayıtlarının incelenmediğini söyleyerek Bylock kullanıcılarıyla irtibatta olduğu iddiasını yalanladı.

Gürsel, Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan'ı yazısıyla hedef göstermediğini, otoriterliğe dair öngörüde bulunduğunu ve bugün, öngörülerinin gerçekleştiğini“ savunarak beraatini talep etti. Savcının Gürsel'i vakıf üyesi sanarak sorduğu sorularından, iddianameyi dahi okumadığı anlaşıldı.

„İddianame, mahkemeye saygısızlık“

Mahkeme gün boyu kısa aralarla sürdü. Cumhuriyet Vakfı İcra Kurulu Başkanı, tutuklu avukat Akın Atalay da ilk kez bir duruşmaya kravatsız çıktığını, çünkü kravata dahi izin verilmediği söyleyerek söze başladı. Yargılamanın iki amacı olduğunu belirtti: İlki, Cumhuriyet gazetesini susturmak veya teslim almak. İkincisi, basına gözdağı vermek. Atalay, Cumhuriyet’in pes etmeyeceğini ve tek faaliyetinin meşru ve yasal zeminde gazetecilik olduğunun altını çizdi.

Soruşturmayı yürüten savcı Murat İnam'ın „FETÖ’den iki kez müebbet hapis talebiyle“ yargılanmasına rağmen görevde kaldığına dikkat çeken Atalay, „bu metnin iddianame haline getirilmesini mahkemeye saygısızlık“ olarak yorumladı. Hafta boyunca tüm sanıkların savunmalarının alınması ve davanın Cuma günü karara bağlanması bekleniyor.

Einmal zahlen
.

Fehler auf taz.de entdeckt?

Wir freuen uns über eine Mail an fehlerhinweis@taz.de!

Inhaltliches Feedback?

Gerne als Leser*innenkommentar unter dem Text auf taz.de oder über das Kontaktformular.

gazeteciliğe, 1993 yılında Sabah gazetesinde başladı. Vatan, Akşam ve Milliyet gazetelerinde çalıştı. 2015’te, sansüre direndiği için işten atılan gazeteciler kervanına katıldı. An itibariyle bağımsız haber sitesi diken.com.tr’ye yazıyor, çeşitli yerel ve ulusal yayınlara da katkıda bulunuyor.

Das finden Sie gut? Bereits 5 Euro monatlich helfen, taz.de auch weiterhin frei zugänglich zu halten. Für alle.

Bitte registrieren Sie sich und halten Sie sich an unsere Netiquette.

Haben Sie Probleme beim Kommentieren oder Registrieren?

Dann mailen Sie uns bitte an kommune@taz.de