Gezi'de gözünü kaybeden Sarıkaya: „Ne biz pes edeceğiz, ne onlar kazanacak“

2013'te Gezi Parkı direnişinde onlarca kişi gözünü kaybetti. Erdal Sarıkaya onlardan biri. 5 yılın ardından mahkemede verdiği hukuk mücadelesi sürüyor.

Erdal Sarıkaya, beş yıl sonra Gezi Parkı'nda: „Gezi'nin beşinci yılı kutlu olsun.“ Foto: Selin Asker

Gezi Direnişi günleri sırasında bir şirkette özel güvenlik olarak çalışan Erdal Sarıkaya'nın işyeri Taksim’e yürüme mesafesindeydi. 2013’ün 11 Haziran gecesi, babasından bir telefon geldi: „Kardeşin Gezi’de, telefonuna ulaşamıyoruz.“ Merak edip alelacele işten çıktı, Taksim Meydanı’na koştu. Yoğun biber gazı bulutları Gezi Parkı'nı sarmıştı.

Plastik mermi, tazyikli su, gaz bombaları altında kardeşini buldu Erdal. Direniş devam ederken kardeşiyle biraz daha orada kalmaya karar verdi. Gece ilerledikçe polis müdahalesi arttı. Barikat önünde yaralananlar olduğunu gördü, yardım etmek için hızlı adımlarla yaralıların yanına yürüdü. Keskin bir patlama sesi duydu ve ardından bağırmaya başladı: “Vuruldum.“

Her yeri kan içinde kalan Erdal, „Halbuki polislere tek bir çakıl taşı bile atmamıştım. Revirde gözümü kaybettiğimi öğrendim,“ diye devam ediyor. Ambulansla hastaneye götürülmesini ve ameliyata girerken annesinin doktora „Ben çok gördüm, benden alın oğluma takın!“ diye haykırmasını hala unutamadığını söylüyor.

Beş yıl sonra aynı yerde

Sağ gözünü kaybettiği anı böyle hatırlıyor Sarıkaya. Beş yıl sonra aynı parkın banklarına ve çimlerine yatan insanlar, güzel havanın tadını çıkarıyorlar. 2013 yılındaki meşhur direnişe konu olan ağaçlar yerinde ve dimdik… Yavaşça adımlıyor parkı. Eliyle ara sıra gözlüğünü düzeltiyor, belki de hala durumuna tam olarak alışamadığından. “Eskiden havada uçan kuşu görürdüm,“ diyor gülümseyerek.

Sarıkaya 40 yaşında ve iki çocuk babası. Oğlu ve kızı hala babalarının sağ gözünü kaybettiğini bilmiyor; “Anlayacak yaşa geldiklerinde onlara açıklayacağım.“ Eşini ve ailesinin verdiği destek olmadan ayakta kalamayacağını söylüyor, yanında „bir kaya gibi“ durduklarını ifade ediyor. Sol gözünde de görme kaybı başladığı için artık gözlük takıyor Erdal. Yaşadıklarını anlatırken bir an duraksıyor, ancak çabuk toparlanıyor. Kaldığı yerden anlatmaya devam ediyor: “O gün gelse yine orada olurum.“

Gezi’nin izlerini taşıyanlar

Gezi Direnişi, unutulmayan anılarıyla beşinci yılını dolduruyor. 27 Mayıs akşamı Gezi Parkı’na iş makinelerinin girmesinin ardından başlayan gösteriler, 20 günü Gezi Parkı’nda olmak üzere 49 gün sürdü. 80 kentte “Her yer Taksim, her yer direniş“ sloganı yankılandı. Polisin orantısız müdahaleleri ve biber gazı kullanımı büyük tepkilere yol açtı. Biri polis 12 kişi hayatını kaybetti, sekiz bine yakın kişi yaralandı. Gaz fişeği ya da plastik mermiler nedeniyle onlarca kişi gözünü kaybetti. Ulusal ve uluslararası basından gazeteciler müdahaleye uğradı. 28 gazeteci haber takibi yaparken yaralandı. Yaşananların üzerinden 5 yıl geçti. Taksim Meydanı hala kitlesel gösterilere kapalı.

Bir ay sonra yedinci ameliyatını olacak Erdal. Yürürken denge sorunu yaşadığını söylüyor. “Tahribat o kadar büyük ki protez yerinde durmuyor. Hasar çok büyük ve diğer gözümü tetikliyor. Ömrüm boyunca ilaçlara mahkumum. Her şey sol gözümü kurtarmak için.“

“Ben mi haksızım“

Erdal Sarıkaya, polislerin yargılanması için beş yıldır hukuki mücadele yürütüyor. “Ben mi haksızım?“ diye soruyor. Mahkemeler, Gezi’de hayatını kaybedenlerle ilgili davalarda aileleri ve kamuoyunu tatmin eden adil kararlar vermekten kaçındı. Gezi Direnişi’ne katıldığı için yargılananlar ise jet hızıyla ceza alıyor. Yaralananların şikayeti sonucu açılan soruşturmalar kaplumbağa hızında ilerliyor. Geçtiğimiz Kasım ayında İçişleri Bakanlığı'nın, Gezi'de gözünü kaybeden bir başka isim olan Doç. Dr. Burak Ünveren'e 1 milyon lira tazminat ödemesine karar verildi.

Erdal, tazminattan çok adalet peşinde. Polisler „Kriminal Büro“ raporuyla bilinmesine rağmen beş yıldır ceza almadı. Soruşturmaya bakan altı savcı değiştirildi. Soruşturmanın tıkanması üzerine Erdal, „Etkin soruşturma yürütülemediği“ gerekçesiyle Anayasa Mahkemesi’ne başvurdu. Ancak bu başvurusu da henüz sonuçlanmış değil.

“Kimse bu polisleri yargı önüne çıkaramıyor. Soruşturma dosyası faili meçhule bırakılmak istendi. Anayasa Mahkemesi’ne başvurunca dosya kapatılamadı. Fakat ilerlemiyor da.“ Erdal asla pişman olmadığını dile getiriyor; “Alelade bir kavgada gözümü kaybetseydim üzülürdüm. Ancak bu gurur bize asırlarca yeter.“

“Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak“

“Gezi’nin yıldönümüyle ilgili ne söylemek istersin?“ sorusunu duyduğunda duygulanıyor. Ağaçları işaret ediyor ve yavaşça şu sözleri sıralıyor: “Buradaki her ağaç bizim için bir inancı, bir dili, bir kültürü, bir hayat tarzını simgeliyor. Ne biz pes edeceğiz, ne de onlar kazanacak. Her karanlığın sonu aydınlıktır. Gezi'nin beşinci yılı kutlu olsun.“

Evet, Gezi Direnişi, herkesin halen dönüp baktığı bir deneyim. Gezi’den sonra seçimler, başkanlık referandumu, darbe girişimi yaşandı. İlk kez 20 Temmuz 2016'da ilan edilen OHAL ise halen devam ediyor. Sosyal medya paylaşımları nedeniyle insanlar bir sabah evinden gözaltına alınabiliyor.

Önümüzdeki ay cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimleri var. Senelerdir biriken enerji şu anda bir kez daha seçimlere odaklanmış durumda. Erdoğan’ın karşısında kazanması olası herhangi bir aday sempatiyle karşılanabiliyor. 24 Haziran seçimlerinden sonrası ise neredeyse herkes için bir muamma. Ancak o dönem Gezi Parkı’nda çokça dile getirilen cümle hala hafızalarda: “Hiçbir şey eskisi gibi olmayacak.“

Einmal zahlen
.

Fehler auf taz.de entdeckt?

Wir freuen uns über eine Mail an fehlerhinweis@taz.de!

Inhaltliches Feedback?

Gerne als Leser*innenkommentar unter dem Text auf taz.de oder über das Kontaktformular.

Das finden Sie gut? Bereits 5 Euro monatlich helfen, taz.de auch weiterhin frei zugänglich zu halten. Für alle.

Bitte registrieren Sie sich und halten Sie sich an unsere Netiquette.

Haben Sie Probleme beim Kommentieren oder Registrieren?

Dann mailen Sie uns bitte an kommune@taz.de